Psikolojik Danışmanlık Zayıflama Programı Sigara Bırakma Sınav Kaygısı Evlilik Danışmanlığı Okul Eğitim ve Seminerleri Kurum ve Şirketlere Özel Psikolojik Testler Yaşam Koçluğu
  Yeme Bozukluğu
  Panik Atak
  Ailede Tek Çocuk
  Baba Olmayı Öğreniyorum
  Anne Ben Nereden Geldim
  Çocuklar İle İletişim
  Psikolojide Telkinle Tedavi
  Boşanma Çocuklara Nasıl Anlatılmalı ?
  Boşandıktan Sonra Çocuklarla Görüşmeler Nasıl Olmalı?
  Evliliklerde Sorulması Gereken Soru: "Eşimi Ne Kadar Tanıyorum?"
  Çocuğun Cinsel Gelişiminde Anne Ve Babanın Rolü
  Çocuğun Güvenini Arttırmak
  Çocuğum Parmağını Emiyor!
  Çocuklara Tuvalet Alışkanlığının Kazandırılması
  Çocuğum Yalan Söylüyor!
  Çocuklarda Karanlık Korkusu
  Kekemelik
  Sokağa Çıkamama (Agorafobi)
  Sevgi Beklentileri
  DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE GÜÇLÜĞÜ
  DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE GÜÇLÜĞÜ (2)
  SINAV KAYGISIYLA BAŞ EDEBİLME
  Hedeflerimize Nasıl Ulaşabiliriz?
  ÇOCUĞUM OKULA BAŞLIYOR
  Ergenlik Dönemi
  MUTLU MUSUNUZ?
  ÇOCUK VE GENÇLERDE BİLGİSAYAR KULLANIMI
  GENÇLERDE İLETİŞİM
  Bağımlı Çocuktan Bireyselleşmiş Özerk Çocuğa Doğru

Çocuklarımızla İletişim Sürecinde Nelere Dikkat etmeliyiz?

İletişim, yaşamımızdaki en önemli süreçlerden birisidir. Yaşarken, bu sürecin çoğu kez farkına bile varmayız. Ancak, olumsuz yaşantılar ve duygular, yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunda sürecin farkına varmaya başlarız

Anne-baba, anne-çocuk, baba-çocuk, öğretmen-öğrenci kısaca insan- insan arasında sözlü veya sözsüz karşılıklı anlam içeren mesajların iletimine iletişim diyoruz. Her an iletişim içindeyiz.

Annenin hamile kaldığını öğrendiğinde bebeğinin farkına varması ile birlikte iletişim süreci de başlıyor. Babanın annenin karnını sevip okşaması, bebeğin hareketlerini anne ile birlikte izlemeleri "Sen şu andan itibaren bizim hayatımızın önemli bir parçasısın" iletisini sevgi ile yüreklerinden geçirmeleri bebekleri ile ilk iletişimlerini başlatır. Aileye yeni bir üyenin gelmesi, doğal olarak bazı düzenlemeleri ve değişiklikleri beraberinde getirir. Bebeğin bakımının getirdiği sorumluluk, bazen eşler arasında sorunlar yaşanmasına neden olabilir. Eşler birbirlerinin ihmal edildiğini düşünebilirler. Genelde bu açıkça ifade edilmez farklı biçimlerde kedini gösterir. Burada yapılabilecek en olumlu davranış eşlerin birbirlerine kendi duygularını samimi biçimde ifade edebilmeleridir. Bazen eşler toplumsal rollerin getirdiği sorumlulukların etkisiyle yaşadıkları güçlükleri ifade etmekte zorlanırlar. Ertelenen bu duygular giderek daha büyür ve hiç beklenmeyen durumlarda şekil değiştirerek ortaya çıkar ve ilişkileri zedeler. Eşler arasındaki bu olumsuz iletişim bebeği de etkileyebilir. Bebeğin en iyi gıdası anne baba arasındaki sağlıklı ilişkinin yaratığı iletişim ortamıdır.

Bebeğin bakımıyla ilgili olarak ağırlıklı sorumluluğun annede olması babanın anneye duygusal desteği ile dengelenebilir. Annenin kendine ve annelik rolünü yerine getirdiğine ilişkin güven duygusu bebeğiyle olan iletişiminde çok önemlidir. Güvensiz anneler bebeklerine bakım zamanlarını ya sık sık değiştirirler ya da kendi gereksinimlerine göre düzenlerler. Bu tutumun bebek üzerinde çok olumsuz etkisi vardır. Bebek, gelişmesi için çok önemli bir besin kaynağından "Sen ve senin gereksinmelerin bizim için çok önemli" mesajından yoksun büyür. Oysa, bebeğin bakımını bebeğin gereksinmelerine göre düzenlemek bebeğin duygusal, sosyal ve zihinsel gelişimini önemli katkılarda bulunacaktır. Gereksinmelerine ilgi ve yanıt alan bebekler hem kendilerine hem de çevrelerine ait güven duygularını geliştireceklerdir. Bu bebeklerin zeka gelişimleri de diğer gruptaki annelerin bebeklerine göre daha iyi olacaktır.

Bebekler konuşmaya başladıklarında, mesajlarının çoğu henüz tam anlaşılır değildir. Bu noktada onların ne istediklerini tahmin etmek her zaman mümkün olmayabilir. Ancak ailenin çocuğun ne istediğini anlayabilmesi için çaba harcaması, doğru anlayıp anlamadığını kontrol etmesi, bunu yaparken de sabırlı olması, çocuğun hem dil hem de kişilik gelişimini olumlu yönde etkileyecektir. Bebek, çabasının değerlendirildiğini görerek kendini değerli hissedecektir. Böylelikle mesajlar giderek daha anlaşılır hale gelecektir. Aynı şekilde çocukların sözel mesajlarına da mutlaka karşılık verilmelidir. Çocuk yanıt aldıkça daha fazla iletişimde bulunacak dolayısı ile sosyal, duygusal ve zihinsel dünyası daha zenginleşecektir. Çocuklar, pek çok şey isterler. Eğer çocuğun isteği yerine getirilebilecek bir istekse amacına ulaşmasına yardımcı olunur. Böylece çocuk amaçlı istekleri konusunda bir öngörüye sahip olur. Eğer çocuğun isteği, yerine getirilemeyecek bir istekse bunun nedenleri açıklanmalı ve o isteğinin yerine geçebilecek bir başka yol önerilmelidir. Böylelikle hem çocuk ile olumsuz bir iletişim yaşanmamış olur hem de çocuk farklı durumlara uyum yapabilme yeteneği kazanır. Çocuklar duyu organlarıyla dünyayı keşfederler. Sürekli olarak gözlemlerini ebeveynleri ile paylaşmak ve onaylanmak isterler. Çocuğun gözlemlerine katılmak onların kendilerine olan güvenlerini arttırır. Yine, çocukların öğrenmeye ilişkin mesajlarına da örneğin "Bebek nereden geliyor" gibi, doğru ve kısa yanıtlar verilmeli ayrıntılara girilmemelidir. Doğru yanıtı alan çocuk kendini önemli hisseder. Yanlış ya da kaçamak yanıtlar hem çocuğun karşısındakine olan güven duygusunu zedeler hem de sağlıksız yollardan sorularına yanıt bulmasına yol açar. Çocuklarla olan sözel iletişimde bir başka yöntem ise, çocuğun öğrenmeye açık olduğu anlarda yetişkinlerin çocuğun ilgisine, öğretici bir unsurla yanıt vermeleridir. Şöyle ki, çocuk herhangi bir şey istediğinde, örneğin "süt içmek" istiyor. Yetişkin sütün yanına bir başka bilgiyi de ek olarak sunabilir-Al sana kırmızı bardakta süt, gibi.

Bilindiği üzere, etkili bir iletişim ortamının çocuklarımıza sınırsız yararları vardır. Çocuklarımızı korkutmadan da, sorumlu, paylaşmayı bilen kendi kendini disipline edebilen yaratıcı bireyler olarak yetiştirebiliriz. Anne baba olmanın gereği, davranışlarda tutarlı olmaktır. Bize ait çeşitli nedenlerden dolayı bugün onaylamadığımız bir davranışı ertesi gün ruhsal durumunuzun değişmesiyle onaylıyorsak bu davranışımız çocukta o davranışla ilgili olarak bir belirsizliğe yol açar. Bu nedenle, duygusal durumumuz ya da o an içinde bulunduğumuz güçlük ya da sıkıntı ne olursa olsun aynı davranışa aynı kararlılıkla yaklaşırsak, çocuğumuzun da o davranışla ilgili olumlu bir tutum kazanması daha kolay olacaktır. Aksi takdirde, bugün kazandıramadığımızı yarın istemek durumunda kaldığımızda kendi davranışımızla yüzleşebiliriz.

Çocuklarla, etkili iletişim kurmanın öncelikli adımı, onları duymak, dinlemek ve dediğini anlamaya çalışmak olmalıdır. Oysa, çoğu kez onları dinlediğimizi düşünürken dinlemeyiz bile. Çocuklar, bir şey anlatırken uyarı, ikaz gibi çeşitli müdahalelerle sözlerini keseriz. Böyle olunca da dinlenmediğini düşünen çocuk, yetişkin ile olan tüm iletişim kanallarını giderek kapatır.

O halde, çocuklarımızı nasıl dinleyelim? Aktif Dinleme adı verilen yöntemde, çocuğun sözcükleri açılarak tekrar edilir. Dinleyen, sadece karşısındakinin söylediği sözcüklerin anlamını aşmayan sözcükler söyler. Ek bir yorum ya da yargı getirmez. Böylece dinlenilen çocuk, anlaşılmaktan dolayı kendini rahatlamış ve mutlu hisseder. Bazen, hiçbir şey söylemeden de sadece sessiz kalarak çocuğumuzu dinleyebiliriz. Sessizlik, karşımızdaki kişiye konuşma olanağı ve fırsatı verir. Çocuklarımızı dinlerken, empati yapabiliriz. Yani kendimizi onun yerine koyarak, neler hissettiğini anlamaya çalışabiliriz. Bunu yaparken de onun duygu ve düşüncelerini anne baba bakışı ile değil de insan olarak anlamaya çalışabiliriz. Unutmamalıyız ki, çocuğumuz da olsa, küçük de olsa onun da kendine özgü duygu ve düşünceleri var.Ona ve düşüncelerine saygı gösterildiğini hisseden ,yaşayan çocuk büyür ve gelişir.

Anne baba ve çocuk arasında yaşanan çatışmaların çoğu genelde çocukların yaptığı olumsuz davranışlar sırasında oluşur. Anne baba, yaşanan bir çatışmada öfke ve kızgınlığını hemen çocuğa yöneltir. "Nasıl zayıf alırsın? Sen adam olmayacaksın!" gibi. Burada kullanılan dil SEN dilidir. Yaşanılan olayda, üzerinde durulması gereken davranış olduğu halde yaklaşım çocuğun tüm benliğine ve kişiliğine yöneliktir. Bir, yetişkin olma yolunda süratle ilerleyen çocuk, genç SEN dili ile bütün silahlarını kalkanlarını, kırılan, incinen benliğini korumak amacı ile kuşanır ve karşı saldırıya geçer. Çocuklarımız, büyürken onlar hakkında söylediğimiz olumlu düşüncelerle gelişir ve zenginleşirler. Eleştiri ve olumsuz duyguların onların gelişimlerine hiçbir katkıları yoktur. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi, çocuğun zaten ders çalışma davranışı ile ilgili bir güçlüğü varsa, SEN dili ile konuşmak onun sıkıntısını arttırmaktan başka bir işe yaramaz. Bunun yerine, onlarla BEN dili ile konuşabiliriz. BEN dilinde, yetişkin yaşanılan çatışma ile ilgili olarak kendi duygu ve düşüncelerini ifade eder. Bu durumda çocuk, suçlanmadığından, olayla ilgili sorumluluğunu üstlenebilir. Aynı zamanda da karşısındaki insanın ihtiyaçlarının farkına varır.

Unutmayın, bugün çocuğunuzla konuştuğunuz dil yarın onun kendi çocuğu ile konuştuğu dil olacaktır.

Psikolog İlknur EFEÇINAR

Merkezimiz artık Bodrum'da da hizmet veriyor, ayrıntılı bilgi için: 0533 778 9738
Telkinle zayıflama programımızda, 4 kişilik grup çalışmalarına indirimimiz var. Siz de zayıflamak istiyor musunuz? Arkadaşlarınızla bize başvurun.
Şimdi sigarayı bırakmanın tam zamanı. Telkinle (hipnozla)sigarayı bırakmanız için, Uzman Psikolog Ali Rıza Tanaltay size yardımcı olacaktır.
Mail listemize üye olun, haberi önce siz alın!
Mail Adresiniz:
 


Tanaltay Psikolojik Danışmanlık Merkezi, Copyright 2007, Tüm Hakları Saklıdır, Tasarım ve Uygulama Tanaltay Net