Telkinle Zayıflama Programı Katılımcı Görüşleri
Her Pazartesi rejime başlayıp, iki gün sonra rejimim son buluyordu, üstelik eskisinden daha fazla yemek yemeğe başlıyordum. Kilo aldıkça, psikolojimin bozulduğunu, mutsuz, isteksiz, hiç bir şeyden memnun olmayan bir insan olduğumu fark ettim. Hiç bir diet listesi beni zayıflatamazdı, çünkü beynim ve ruh halim buna hazır değildi.
İşte Ali Rıza Tanaltay’la tanışmam böyle oldu. Önceleri tereddüt ettim, acabalarım vardı, fakat daha ikinci gelişimde kendimde değişiklikler hissetmeye başladım. Kendime güvenmeye başlamıştım. Bedenimi, sağlığımı düşünüyordum, sağlıklı gıdaları severek , mutluluk duyarak yemeye başladım.
Ben buraya geldiğimden beri rejim değil sağlıklı beslenmeyi öğrendim. 15 kilo fazlam vardı, 12 kilosunu zorlanmadan, acıkmadan verdim. Sağlıklı olan her şeyi yedim.
Şu anda devam ediyorum, sadece 3 kilom kaldı. Hayatımda yeni bir sayfa açtım. Artık kendini seven mutlu bir insanım. Bu yüzden Ali Rıza Tanaltay’a çok teşekkür ediyorum
S.S.
5 Şubat 2006 tarihinde başladığım beslenme programımı başarı ile devam ettirmekteyim. 2 ay gibi bir sürede 8 kilo verdim ve kendimi ilk kez diyette hissetmedim. Sık sık uyguladığım diyet programlarında uzak kaldığım makarna, ceviz, fındık, çikolata, dondurma gibi besinleri kontrollü ancak hiç de azımsanamayacak oranda keyifle yedim ve yine de kilo vermeye devam ettim.
Yıllardır alışkanlığım olan diyet kolayı bıraktım, kafeinsiz kahve bulamadığım ortamlarda su içmeyi tercih eder hale geldim ve bunların nasıl olduğunu bile anlamadım. Telkinler ile doğru beslenmeyi beynim otomatik olarak seçer hale geldi.
Vermem gereken kilonun oldukça fazla olması nedeniyle beni sıkacak veya çok zahmet verecek diyet programlarında başarıya ulaşamadım. Ancak bu program içinde her zaman, her ortamda kendime uygun yiyebilecek bir şeyler bulmam mümkün oluyor.
Tahmin ediyorum ki, ideal ölçüme kavuştuktan sonra da beslenme tarzım tam anlamıyla değişmiş olacak.
Şeyda Mumcu, 39 İstanbul
1 yıldır işsizdim ve uzun yıllar çalışıp ta birden evde oluşumun
getirdiği sıkıntılarla uğraşırken tesadüf eseri Tanaltay Psikolojik
Dan.Merkezinin web sayfasını internetten buldum. Arayış içersindeydim ve bir
çok yeri aramıştım ,sıra Tanaltay Psikolojik Dan.lığın telefonunu çevirmeye
gelmişti ki telefonu açan Aysun hanmın sıcak sesi aydınlatıcı bilgileri ile
doğru adresi bulduğuma emindim. Farklı bir sorunum ile ilgili gittiğim yerde
,zayıflama seanslarına da katıldım. Zayıflamak benim için 2.planda idi,
gittiğimin ilk günü canım konuşmak bile istemiyordu.
Ali Rıza Tanaltay Bey’le ve Belgin Tanaltay Hn.la tanıştım,
onlardan yayılan o korkunç güzel elektiriği anlamanız için yaşamanız lazım....
Çok büyük bir sıcaklık ve rahatlama hissettim inanamıyordum. Çünki biraz
önyargılı idim bu tür konularda sanırım.Kimsenin elinde sihirli değnek yoktu,
yapılması gereken şeyleri kişinin direk kendisinin yapacağına inanıyordum ve
bunda başkalarının o kadar payı olduğu görüşüne katılmıyordum.
13 kilo nasıl verdiğimi hatırlamıyorum, hiç zorlanmadım ,hem
de,sıkıntılı bir dönemimde, sıkıntıya hiç gelecek durumda değildim. Almış
olduğum ilk terapi seansından sonra bile kendimi kuş gibi hissettim. Her
terapiden sonra hem kafam boşalıyor hem de zayıflıyordum ve de her istediğimi
yiyerek son derece zevkli ve mutlu olarak....
İşini son derece severek ve keyifle yapan ,maddi menfaatleri ön
planda tutmayan ,yaptığı işten önce sonuç almayı isteyen,insanların aldığı
sonuçla keyif alan ve onlarla mutlu olan bir yerin var olduğunu görmek bana
korkunç bir keyif verdi.....Hasret kalmışız böyle davranış
biçimlerine....Tarifi mümkün olmayan bir güzellik var orda, ancak oraya
gittiğinizde anlarsınız size yansıyan O GÜZEL ENERJİYİ!!!!!!!
Yazdıkca yazasım geliyor . Kendilerine çok teşekkür ediyorum ve
onları çok seviyorummmmm......
Berna Bayramoğlu
24 Yaşındayım .Telkinle Zayıflama Programına katılmadan önce hiç
kilo veremeyeceğimi düşünüyordum. Ama Ali Rıza Tanaltay’ın ikna etmesiyle bu
programa büyük bir inançla Mayıs 2002 de başladım. İlk hafta dışında hiç zorluk
çekmedim. Yapılan telkinler sayesinde, hayata bakış açım değişti, kendime
güvenim arttı, sosyal bir insan olmaya başladım Aynı zamanda da kilo vermeye
devam ettim. 3 ayda 18 kilo verdim.
Serdar Çetin
16 Yaşındayım. Şu anda 104 kiloyum. Gelmeden önce çeşitli
belirsizlikler içindeydim ama buraya geldikten sonra, bana benim ne kadar
becerikli olduğum gösterildi. 28 günde 14 kilo verdim. Ama sanki Prens olmuş
gibiyim. Kendimi seviyordum ama telkinlerden sonra kendimi daha çok sevmeye
başladım.
Güle Güle Kilolar,
Merhaba Kızlar!
Murat İçten
Hayatımın dönüm noktası olan Tanaltay ailesiyle tanışmam tesadüfi
bir olaydı. Çok mutsuz ve umutsuz olduğum, vücudumun işleyişinden şüphe ettiğim
bir gün iç hastalıkları uzmanına görünmek için gitmiştim ki, “telkinle
zayıflama programını” öğrendim.
İlk önce bana hiçbir yararı olmayacağını düşündüm ve verilecek
olan tüm bilgileri zaten bildiğimi, her gün gazetelerde dergilerde okuduğumu
ama hiçbir yararını göremediğimi söyledim. Yemediğim halde ilginç bir şekilde
kilo alıyordum. Ali Rıza Bey’le görüştüm, kendisi beni ikna etti ve programa
başladım.
Umutsuz olan ben, bu kolay program sayesinde 4 ayda 12 kilo
verdim, hem de özel hiçbir şey yapmadan. Sadece daha çok bilinçlendim, neyin
neyle yenilmesi gerektiğini öğrendim. Eskisinden çok yiyordum ama yine de kilo
veriyordum . Şu an ideal kiloma 5 kilo var. Ama eminim ki buna da ulaşmak hiç
zor olmayacak.
“Telkinle zayıflama programını” tüm kilolu olan veya kendini
kilolu hisseden kişilere tavsiye ediyorum, çünkü bu program kişinin
bilinçaltına işliyor. Programa başlayınca ne kadar kolay ve zahmetsiz olduğunu
göreceksiniz, hem de kısa zamandaki mucize sonuçlarıyla birlikte..
Didem Akçay
Ben hiçbir zaman çok zayıf olmadım. Ama her yemek yediğimde
kendimi rahatsız hissediyor, suç işlemişim gibi geliyordu. Hayatımda ya diyette
olduğum günler, ya da diyete başlayacağım için normalden fazla yiyip boşuna
kilo aldığım günler vardı.
Şimdi kendimi diyet yapmadan kilo veriyor gibi hissediyorum, çünkü
aç kalmıyor, istediğim her şeyi yiyiyorum.
Zeynep Doğan
Merhaba!
Bu siteyi bulduysanız bazı şeyler ters gidiyor ve sizde onları
düzeltmek istiyorsunuz demektir.
Defalarca geçtiğim yollardan, döndüğüm dönemeçlerden buraya
ulaştınız, şimdi arkanıza yaslanın ve yaşadıklarımı sizinle paylaşmama izin
verin.
Konu Obezite ya da daha ılımlı söylemek gerekirse Şişmanlık!
Aslında bu bir hastalık farkındasınız değil mi? Şimdi önünüzde iki yol var; ya
bu hastalığı kabul edip yardım almaya, tedavi olmaya çaba göstereceksiniz ya da
kendinizi kandırmaya, “böyle de güzel ve mutlu olduğunuza “ inanmaya devam
edeceksiniz. Tabi bir kaç ay içinde benim daha önceden yaşadığım kötü
tecrübelerle karşılaşıncaya kadar. Şimdi eğri oturup doğru konuşalım, başka
insanlardan benim yaşadığım tecrübeleri dinleyince kulaklarıma inanamamıştım.
Çünkü Dünya üzerinde diyetler konusunda sadece bir ben başarısız değilmişim,
genelde hemen hemen herkes verdiği kiloları tekrar fazlasıyla geri alıyormuş.
Bunu benimle aynı kaderi paylaşan insanlar değil Dünya Sağlık Örgütü, Who
söylüyor. Geçenlerde okuduğum bir makalede “ bir insanın kilo verme konusunda
başarılı olduğunu söylemek için verdiği kiloları en az 5 sene koruyor olması
gerekiyormuş”. Kendi tecrübelerimden yola çıkarak söyleyebilirim ki, bana benim
sevgili diyetisyenlerimden hiçbir tanesi bu 5 YILLIK süreçle ilgilenmedi,
verdiğim kilolar reklâmlarında beni “ ayın zayıflayanı” yaptı ama daha sonra
aldığım kilolar hep benim suçumdu.
Öncelikle “ bilirkişi” tadında yazmaya başladığım bu mesajım için
sinirlenmeyin çünkü konu “ rejim, diyet, obezite, yeme bozuklukları vs” olunca
kendimi bu konuda otorite görüyorum. Hayır, doktor değilim, diyetisyen hiç
değilim ( Allahıma şükürler olsun! ), herhangi bir zayıflama köyü’nün Gestapo
kampı ayarındaki tesisinde çalışmış biri de değilim. Sadece bu “diyet” denilen
şeyi defalarca yapmış, çıkılmaz denilen dağlara defalarca tırmanmış sonra da
bir güzel o dağlardan aşağıya tepe taklak yuvarlanmış biriyim. Hani şu,
diyetlerde “ Yo – yo “ etkisinden bahsedilir ya ( sürekli diyet yapıp verilen
kiloların sonradan tekrar sizi bulması durumu ) Hah! İşte O, Yo-Yo topu benim!
Kimse o yüzden bana “ sen otorite misin kardeşim böyle şeyler yazıyorsun?”
demesin. Evet, otoriteyim hem de ne otorite! Pratik olarak hayatının 15 yılını
“Diyetisyenler Ordu”suna kurban etmiş, bir Diyet Gazisiyim. Allahtan Diyet
Şehidi değilim, bunu da bu websitesi’nin yaratıcılarına borcluyum, birazdan o
konuya geleceğim.
Şimdi gerçeklerle yüzleşelim !!!
Aranızdan kaç kişi kendine olmayacağını bildiği halde çok güzel
kıyafetler satan bir dükkâna girip, cici elbiselere baktı? Peki, kaçınız
oradaki mevcudiyeti size hizmet vermek olan tezgâhtarın “ Hanımefendi /
Beyefendi o size olmaz! “ seviyeli cümlesine maruz kaldı? O tezgahtara yazımın
sonunda geri döneceğiz şimdi benim hikayemi okumaya devam.
Küçükken sık sık havale geçiren ( sara nöbeti ayarında ),
ölümlerden dönmüş hasta bir çocuktum, daha 5 yaşına girmeden iğne ve ilaçlar en
iyi dostlarımdı. Etrafımda sürekli “ yemek yememi” telkin eden insanlarla
çevrilmiştim. ( Ne gariptir ki o insanlar yıllar sonra yiyecekleri benden
saklıyorlardı ) Biraz büyüyünce ( yediğim iğnelerin ve zorla yedirilen
yemeklerin etkisiyle ) hafif tombik, güzel bir kız çocuğu oldum. Ergenlik
çağlarımda ise aktif olarak sporla ilgileniyordum, biraz toplu olmak çok sorun
yaratmadı. Kendimle yüzleşmem lise son sınıfta oldu. Herkesin Veda partisine
giyeceği Sinderella kıyafetleri varken, ben Veda Partisine bir balkabağı olarak
gitmek zorundaydım. İşte o noktada başlayan arayışım beni buraya kadar getirdi.
Daha küçük yaşlarda annemin zoruyla ( eminim sizinde hayatınızda siz
istemesenizde sizi zorla zayıflatmaya kendini adamış birileri mutlaka olmuştur)
bir kaç Diyetisyen ziyaretim olmuştu. Tabi bunlar önce ben inanmadığımdan sonra
da zaten verdikleri 1000 kcal’lik menülerin büyümekte olan bir çocuğu daha da
strese soktuğundan pek sonuç alamadım.
O saatten sonra verdiğim kilolar ve geri aldıklarım birbiriyle
yarıştı! Aldım, verdim, aldım, verdim bu oyunda hep ben yenildim .
Ben sigara içmem ve kokusuna katlanamam, Üniversite zamanları çok
uğraştım ama bir türlü “ mantığını “ çözemediğim için tiryaki olamadım! Mantığı
neydi “ sigara tiryakisi olamamamın”?Her ay, cebinizden belli bir para çıkacak,
sonra içtiğiniz o meret sizin meyvalardan sebzelerden tat almanızı
engelleyecek, üzerine bir de kendi kokunuz hoşunuza gitmeyecek. Şimdi, sigara
tiryakileri bu düşünceme şiddetle karşı çıkabilir ve “ bizimkisi bağımlılık sen
niye ağzına sahip çıkmıyorsun o zaman?” diyebilirler. Çokta haklılar, benim
bunca senedir kendime yakıştıramadığım şey de bu zaten. Hasta değilim,
sağlıklıyım ama bu kilolarım yüzünden psikolojim bozuk, kendime inancım yok,
dünyanın en zeki insani dahi olsam ( değilim merak etmeyin! ) bir ortama
girdiğimde hep geri planda kalıyorum.
Ne için?
Üzerimde taşıdığım, bana ait olmayan 30 -35 kg için!
Maalesef denklem bu kadar kolay işlemiyor, çünkü hayatımın
merkezine yerleşmiş olan bir “ diyet” durumu var ki, herşeyden önce geliyor.
Dediğim gibi, al ver ama hep aynı noktaya dön.
Size her tarz diyet ( kan grubu, atkins, southbeach, montignac,
hollywood, lahana, isviçre kalp vakfı, norveç böbrek vakfı! !! ) hakkında
ücretsiz danışmanlık verebilirim. Sonuç ise büyük ihtimalle aynı olur,
başladığınız noktaya geri dönersiniz. İnsanlar uzaya çıkarken ( hatta
maymunlar! ) neden hala “ kaçmayan kadın çorabı” üretilmediğini bir düşünün.
Diyet sektörüne her sene milyarlarca dolar harcanıyor ama hala Obezitenin
önlenemez yükselişinden söz ediliyor. Bir yandan insanlar diyet yapmaya
kendilerini adıyorlar diğer taraftan Dünya daha çok şişmanlıyor.
Bu denklemde yanlış olan şey HAYAT BOYU DİYET YAPMA
ZORUNLULUGUMUZ.
Kendimi bu konuda umutsuz ve çaresiz hissederken bir şekilde
Tanaltay’a geldim ve senelerdir kendimi Diyetlere kurban verdikten sonra bana
öğretilen SAĞLIKLI BESLENME yöntemleriyle yemek aktivitesine bakışım değişti.
2-3 sene önce, burada uygulanan “ Glisemik Index Sağlıklı
Beslenme” metodunu topa tutan çok meşhur Medya torpilli bir Diyetisyenimiz
geçenlerde GI’in faydalarından bahsetmeye başladı. Ben de zamanında kendisinin
hastasıydım! Son görüşmemizde O kadar meşguldu ki, fotokopi ile çoğaltılmış (
ilgiye bakın! ) haftalık diyet listemi elime tutuşturup sıradaki müşterisini
içeri almayı beklerken baygınlık geçirdim. Bana yazdığı 1000 kcal altı diyetten
dolayı vücudum harap olmuştu ama ben 2 kgden fazla kilo verememiştim.
Ayıldığımda bir de azar işitmiştim, yazdığı ilaçları almıyorum diye. Şimdi o
insan benim Tanaltay’da öğrendiğim yöntemi savunuyor o zamanlar beni “ kibrit
kutusu kadar beyaz peynir”lerle öldürmeye çalışıyordu.
Burada size öğretilen yöntem neden işe yarıyor? Çünkü bu bir diyet
değil, adı üzerinde Sağlıklı Beslenme. Tek yapmanız gereken Glisemik Index’i
düşük ürünleri öğünlerinizde tercih etmeniz ve Ali Rıza Bey’in size ilk
randevunuzda öğreteceği menü kombinasyonunu kavramanız. Zaten gerisi sizin bile
inanamayacağınız bir hızla gelişiyor. Bu programın en güzel yanı, Diyet
psikolojinden uzak olmanız ve her ortamda arkadaşlarınız istediklerini yerken “
rejimdeyim” moduna girmeden kendi menünüzü oluşturmanız. Hem istediğinizi
yiyorsunuz hem de Diyet yaptığınız aklınızda olmuyor. Benim için diğer
yararları yanında bu programın en önemli başarısı bu. Diyet yapanlarınız bilir,
kendinizi dışlanmış hissederseniz yediğiniz yemek dünyanın en leziz yemeği olsa
adı “ light” olduğu için nefret edersiniz ondan, hep diğerlerinin yedikleri
sizin için daha güzeldir. Şimdi bu baskıyı yaşamadan, diğerlerinin yediklerini
sizde yiyecekseniz.
Alacağınız Telkinler sizin sıkıntıda olduğunuz dönemlerinizde can
simidi gibi imdadınıza yetişecek. Sn. Ali Rıza Tanaltay’ın tecrübesi ve desteği
de her zaman yanınızda.
Bu arada yine siz istediklerinizi yerken ve hala programa uyarken
etrafınızda sinirinizi bozmak isteyenler “ bu ne biçim rejim?” diyenler çıkacak
ama sizde onlara “ bu bir rejim değil, sağlıklı beslenme” cevabını
vereceksiniz. Hatta isterseniz benim yaptığım gibi çukulatanızdan bir ısırık
alırsınız. ( 1 sene zarfında 32 kg’yi verirken günde 1 sıra bitter çukulata
yemiştim, siz insanların tepkisini düşünün artık )
Sağlıklı günler, başarılar
Eski Bir Diyet Gazisi
|