cagdas anne baba

Çağdaş Anne Baba Eğitimi

En değerli varlıklarımız olan çocuklarımızın yetiştirilmesi, bilgi, sevgi, akılcı ve tutarlı davranışlar ve sabır gerektirir. Ve günümüzde artık anne-babalar bilgilenmenin gerekliliğine inanmaktadırlar.

Günümüzde, icra edilen bütün meslekler eğitime tabi tutulmaktadır. Halbuki hemen hemen hepimiz, ön hazırlıksız, kurs görmeksizin yaşamımızın büyük bir bölümünü anne-babalık mesleğinde geçirmekteyiz. Anne-babalık, çocuğu beslemek, giydirmek, sağlığını korumak ve onu okula gönderebilmek demek değildir. Günümüz çağdaş dünyası, sağlıklı ve iyi beslenmiş çocuğun yanında kişiliğini, zekasını ve yeteneklerini de geliştirmiş, kendine güveni olan bir fert aramaktadır.

Eğitim sadece okulların sağladığı bir avantaj da değildir. Çocuk eğitiminin bir bölümünü yuvalar ve okullar yüklenmişse de, çocuk yaşamının ¼‘ ünü okulda, geri kalan ¾‘ ünü ise evinde geçirir. Bu açıdan bakıldığında çocukların yetiştirilmesinde anne-babanın rolü çok büyük ve önemlidir.

Diğer meslekler,deneme yanılmayı kaldırabilir,ancak anne-babalık mesleğinde deneme-yanılmanın sonucu ne yazık ki çok ciddi sorunlara neden olmaktadır. Bu nedenle, anne-babalık mesleğini ciddiye alan, öğreten bi okul, kurum veya okullarda ders olmaması şaşılacak bir durumdur. Anne-babalık, meslekten de öte bir sanattır geleceğin ve toplumun tuğlaları olan çocuklarımız için bu mesleğin öğrenilmesi gerekmektedir.

Eğitmek; öğretmek ve gelişime yardımcı olmaktır. Ne yazık ki, toplumumuzda eğitim genellikle öğüt ve nasihatta bulunmak, yanlışları düzeltmek, ikaz ve uyarıda bulunmak, ceza vererek davranışları kontrol altına almak seviyesinde algılanıp uygulanır. Çocuk yapılması gereken ve beklenen davranışlarda bulunduğunda hiçbir tepki gösterilmez, “bunu yapması normal“ addedilir, ama yaptığı en ufak hatada hemen olumsuz tepkiler, azar,tehdit, ikaz,nasihat ceza ve dayak üzerine kurulmuş bir eğitim sisteminde çocuk siner, kendine güvenini kaybeder, kendini ifade etmesini, savunmasını öğrenemez, eziklik içinde asileşir, kişilik ve yeteneklerini geliştirme olanakları bulamadığı gibi, sosyal yönden de gelişme kabiliyetinden yoksun kalır, girişimciliğini yitirir.

Oysa çağdaş dünya, kendine güveni olan, konuşma ve ifade özgürlüğüne sahip, kuralları olduğu gibi değil de düşünerek uygulamasını bilen, büyüklerden korkuyu değil, karşılıklı saygılı diyaloğu öğrenmiş fertler istemektedir.

Biz insanlar hazza yönelik varlıklarız. Hoşumuza giden durumları tekrar yaşamak, tekrar duymak isteriz. “Aferin, ne güzel olmuş” gibi taltif eden bir sözün yapılan davranışı tekrar ettirmede sihirli bir etkisi vardır. Aynı zamanda davranışta bulunanla (çocuk) pekiştiren (anne-baba) arasında yakın ve olumlu bir bağ kurulmasında önemli bir rol oynar.

Bir de istenilen beklenen davranış tam istenildiği gibi değil de, yaklaşık olarak, istenilene benzer veya yakın olduğunda yani çocuğun gayret ve çabası fark edilip olumlu olarak pekiştirildiğinde çocuk istenilen davranışı göstermek için yüreklenmiş olup, beklenen davranışları dana sık gösterir.

Eğitimin diğer bir güçlü öğesi de örnek olmaktır. “Söylediğimi yap, olumsuz yaptıklarımı yapma” ilkesi yanlıştır. Çocuklar, davranışlarının büyük bir kısmını, taklit ederek öğrenirler.

Çağdaş anne-baba eğitiminde bir önemli yöntem de, çocuğu dinleyebilmektir. Aslında çoğu anne-baba, çocuğu dinler gibi görünse de, gerçekten dinlememektedir veya dinlemeyi öğüt vermek, sual sormak, uyarı ve ikazlarda bulunmakla aynı anlamda sanır. Ancak bu gibi yaklaşımlar derdini anlatmaya gelen çocuğu susturduğu gibi, konuyu da saptırırlar. Bu gibi yaklaşımlar aslında gerçek dinlemeye birer iletişim engelidir. Gerçek dinleme, sessizlik, anlayış, empati, yorumsuz dinleyebilme yeteneği gerektirir. Dinlemek, o sırada bir sorunu olduğunu anlatan kişiyi rahatlatmak, anlayabilmek demektir.

Çağdaş anne-baba eğitiminde, kızgınlığın yıkıcı davranışsal ifadesinin yanında, yıkıcı sözel ifadesi de bir o kadar zararlı ve aile içi çatışmalarını alevlendirici niteliktedir. “ Sen ne biçim çocuksun, hiç adam olmayacak mısın?” gibi ifadeler, çocuğu zedelediği gibi, genellikle de çocuğun savunuculuğa geçmesine ve karşılık vermesine neden olur. “Sen-dili” yerine “Ben-dili” ile ifade edilen olumsuz duygular, çocuğun anne-babanın duygularını daha iyi anlamasına ve davranışını buna göre değiştirmesine neden olur.

İlişkilerde faydaları saptanan bu yöntemler artık profesyonel düzeyden çıkıp aile içinde her kişinin kullanabileceği uygulamalar haline dönüşmektedir.

Hep sevgiyle kalın.

Kaynakça : YA-PA Seminer Kitabı Leyla Navaro