HİPNOZ NEDİR?

Hepimiz hergün psikologların “uyanık hipnoz” dedikleri olaylar içinde yaşıyoruz.

Uzun yolda araba kullananların yoldaki beyaz çizgilere sürekli dikkat etmeleri durumunda bir müddet sonra dikkatlerinin yorulup bir dalgınlık haline düşmeleri, televizyon seyrederken uyku halinin belirmesi gibi haller hipnozun habercisi olan fenomenlerdir (görünürler).

Hipnoz’un sözlük anlamı; Sözle, bakışla, telkin yapılarak meydana getirilen bir çeşit uyku hali. Bu halde uyuyan kimse uyutanın etki ve telkinlerine açık, fakat dış dünyanın başka etkilerine karşı kapalıdır.

Hipnotizma tabi uykudan farklı olan bir nevi uyku hali oluşturma ilmidir. Bu uyku haline “Hipnoz” denir.

• Uyuyan bir insana hitap edilirse cevap alamayız. Oysa hipnoz halindeki kişi bütün emirleri hatta fısıltıları bile duyar.

• Normal uykuda kişi çevresiyle ilgili bir bilince sahip değildir. Buna karşılık hipnoz halindeki kişi çevresinden ve nerede olduğundan haberdardır. Ancak hipnotizörün telkini ile çevresiyle ilgisini istenildiği ölçüde kesebilir.

• Normal uykuda refleksler azalır veya kaybolur, kalp ve ciğerlerin çalışması yavaşlar ve beyinden çıkan, özel aletlerle ölçülebilen elektrik dalgaları azalır. Halbuki hipnoz halinde bütün bunlar uyanık haldekine yakındır. EEG ile tesbit edilebilir.

HİPNOTERAPİ NEDİR

Hipnoterapi ise hipnoz tekniğiyle yapılan bir terapidir. İnsanın ruhsal yönü onun temel yapısını teşkil eder. Bedenimiz ruhsal yönümüzün etkisiyle düzgün çalışıyor veya bozuluyor. Ruhsal yön düzeltilmeden bedendeki bozukluk giderilemiyor.

Hastalıkların oluşmasında da kişinin kendi kendine yaptığı olumsuz telkinler neden oluyor. Korkular, üzüntüler, endişeler, stres, birçok ruhsal hastalığın yanında, organik hastalıklara da sebep oluyor. Mide ülseri, alerjiler, kolit v.s. bu tür psikosomatik hastalıklardır.

Hipnozun faydasını sözler, telkinler ve manyetik paslar oluşturur. Hipnoz insanın ruhsal yönüne hitap ettiğinden, telkinlerle ,negatif inançların yerini olumlu inançların yer alması sağlanır.

Hipnoz esnasında kişi normal uykuya benzemeyen bir gevşeme halindedir. Şahıs dış dünyayla ilişkisini kesmiş, ruh beden bağı gevşemiştir. İşte bu haldeyken kişiye yapılan telkin, uyanık haldeki telkinden çok farklıdır. Hem daha güçlü hem daha etkilidir. Çünkü normal haldeki telkin bilince hitap eder. Bilinç onun üzerinde bazen doğru bazen yanlış kararlara varır. Vardığı sonuçları ruha sunar. Ama bu arada telkinin etkinliği azalmış, doğruluğu hakkında kaygılar başlamıştır.

Oysa hipnoz içindeki telkinde doğrudan ruha telkin yapılır. Beynin düşünce ile işi karıştırmasına izin verilmez. Ruh doğrudan alıp benimsediği telkinlere uyarak davranışa geçince ruhsal sıkıntıya neden olan birçok yanlış inanışlardan, duygulardan kurtulması kolaylaşır.

Hipnozda verilen telkinlerin kişiyi olumlu davranışlara yönlendirmesi, düşüncelerin değiştirilmesi ile olur.

Düşünce nasıl bir güçtür? Düşünceler ve tahayyüller, insan bedenine büyük etkisi olan güçlerdir. Tahayyül (imge, imaj), zihinsel olarak yaşanılan bir düşünce olduğu için, onun etkisi daha da büyüktür. Düşünce ve tahayyüller, devamlı ruha etki yaparlar ve ruhu yönetirler. Bunların ruha etkili olabilmesi için, inanılan ve doğruluğu kabul edilen bir telkin tarzında tekrar tekrar ruha gelmesi gerekir. Düşünce ve telkinler ruhça benimsendikçe, onun inancı ve hayat düsturu (ilkesi veya tutum yasası) olurlar. Yaşam ilkesi ve tutum yasası olan düşünceler, yani inançlar, kişinin her çeşit davranışına yön verdiği gibi, onun organlarının ve tüm bedeninin çalışmasına da etkili olmaya başlarlar. Bu etki zamanla gelişen, artan, biriken bir karakter gösterir. İyi ve olumlu düşünce ve tahayyüller ve onlara uyan inançlar, bedende ve ruhta olumlu, sağlığı, gençliği artırıcı etki yaparlar. Olumsuzlar da sağlığı bozan, huzuru bozan, mutsuz eden etki yaparlar.

HİPNOZUN BAŞARILI OLMASI İÇİN NELER GEREKİR?

• Hipnotizörün hipnoz tekniğini çok iyi bilmesi ve tecrübeli olması,

• Kişinin hipnotizöre inanması, güvenmesi, aralarında karşılıklı saygılı bir sevgi bulunmalıdır.

• Hipnotizörün kişinin hipnoz hakkındaki endişelerini, yanlış düşüncelerini gidermesi, hipnozun faydalarını anlatması gerekir.

• Hipnotizörün işini sevmesi, çok sabırlı ve hoşgörülü olması gerekir.

• Etkili bir ses tonuna, gözlere ve güzel konuşma yeteneğine sahip olması.

HİPNOZUN UYGULAMA ALANLARI

  • Dikkat – konsantrasyon geliştirme
  • Bilinç altını yeniden yapılandırma
  • Konuşma bozuklukları, kekemelik
  • Takıntılar, tikler
  • Her türlü korkular (yükseklikten, karanlıktan, uçağa binmekten, kalabalıktan, başarısızlıktan, yangından, denizden, hayvanlardan vb. korkma)
  • Sınav kaygısı ve diğer her türlü kaygılar
  • Panik atak
  • Sokağa çıkamama (agorafobi)
  • Depresyon
  • Stres
  • Anksiyete (kaygı) bozukluğu
  • Uyku bozukluğu
  • Özgüven – öz saygı sorunu
  • Sporcu performansını artırma
  • Doğuma hazırlık
  • Yeme bozuklukları, Kilo sorunu
  • Öğrenme güçlüğü
  • Okul başarısızlığı
  • Yanlış alışkanlıkların değiştirilmesi
  • Psikolojik nedenlere bağlı ağrılar, sindirim sistemi rahatsızlıkları, migren vb.
  • Çocuklarda gece altını ıslatma, tırnak yeme, parmak emme vb.
  • Ergenlik sorunları
  • Ruhsal kökenli allerji ve cilt hastalıkları
  • Yakının ölümü, boşanma ,deprem, yangın gibi travmalar
  • Cerrahide, ameliyatlarda anestezi olarak ağrısız doğum, ağrısız diş çekmede.

HİPNOZ KİMLERE UYGULANAMAZ ?

• 5 yaşından küçük çocuklarda genellikle etkili olmaz. Ama çocuk zeki ve erken gelişmişse hipnoza girebilir.

• Akıl hastaları

• Zeka özürlüler

• Bunamış yaşlılar

HİPNOZ HAKKINDAKİ YANLIŞ BİLGİLER

1. Bunlardan ilki hipnotizmayı hokkabazlıkla ve illüzyonizm (göz aldatmacılığı) ile bir tutmaktır. Bunun sebebi hokkabazların ve illüzyonistlerin bazen sahnede hipnoz gösterileri de yapmalarından dolayıdır. Hipnozun göz aldatmacılığı ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. Bilgili ve iyi niyetli kişiler tarafından kullanılması gereken bilimsel bir yöntemdir. Batıda tıp fakültelerinde okutulmaktadır. Doktorlar tarafından bir çok dergiler çıkarılmakta ve dernekler kurulmaktadır.

2. Hipnotizma hakkında ikinci yanlış bilgi, insan ya uyanamazsa diye bir korkudur. Zor olan uyandırmak değil, uyutmaktır. Hipnoz bilgili ve tecrübeli biri tarafından uygulanırsa uyanmamak diye bir şey asla olamaz. Hipnotistin bir el çırpmasıyla ya da “uyanıyorsun” demesiyle uyanır. Hipnoz esnasında hipnotistin ölmesi durumunda da onu uyutan tesirler ortadan kalktığı için, hipnoz normal uykuya dönüşür, bir süre sonra da süje kendiliğinden uyanır.

3. Süje hipnotizma yoluyla istemediği şeyi yapabilir mi? Hayır asla yaptırılamaz. Süje normal yaşamında çiçeklere karşı büyük sevgi duyuyorsa bütün ısrarlara rağmen hipnozdayken bile çiçek koparmağa razı edilemez.

4. Hipnotizmanın insanı sersem ettiği yanlış bilgisi: Aksine şahıs hipnotizmadan sonra hafif bir uyku mahmurluğu devresi geçirdikten sonra zihni açılır, canlanır, dinlenmiş olarak hisseder.

5. Diğer bir yanlış bilgi de iradesi kuvvetli olanların uyutulamayacağı, ancak zayıf iradelilerin uyutulabileceğidir. Bu tamamen tersidir. Yani iradesi zayıf olan veya zeka özürlü kişiler hipnoz olamazlar.

6. Sanatkar ruhlu, duygulu kişiler çabuk hipnoz olurlar. Çünkü hipnozda dikkat melekesi önemlidir.

7. Bir şartlı refleks olarak değerlendirenler vardır. Şartlı reflekste belli bir uyarana karşı bir koşullanma vardır. Uyaranın her tekrar edişinde aynı tepki verilir. Oysa hipnoz bilincin açıldığı, hassasiyetin arttığı, telkin alma ve bu telkine göre hareket etme yeteneğinin arttığı bir özel durumdur.