Panik Atak

Panik bozukluğu – Panik atak , günümüzde çok duyduğumuz psikolojik hastalıklardan biri haline geldi. Öyle ki herkesin yakınlarından en az bir kişi bu rahatsızlıktan yakınıyor.

Panik Bozukluğu Nedir?

İlk zamanlar, kalpte görülen hızlı atımlar sebebiyle bu rahatsızlığa “efor sendromu” deniyordu. Amerikan Psikiyatri Birliği ise bu rahatsızlığı “panik bozukluğu” adı altında ilk defa ayrı bir başlık halinde 1980 de DSM III kitabına (Psikiyatrik hastalıkları sınıflandırma kitabı) koydu.
“Panik bozukluğu”, temelde yalnız kalma, sevilmeme, ilgilenilmeme korkularına dayalı olarak gelişen, zaman içinde de kişinin negatif düşünceleri ile beslenip kuvvetlenen veya strese karşı aşırı duyarlı olan kişilerde görülen bir rahatsızlıktır. Ani olarak, beklenmedik bir anda ve yerde ortaya çıkabilen, “panik atağı” olarak adlandırılan belirtilerle kendini gösterir.

Panik Atak Nedir?

Panik atak, öncelikle yoğun bir korku ve huzursuzluk durumudur. Gün içerisinde ne zaman başlayacağı belli değildir. Kaygı düzeyi kişide hızla yükselir ve 10-15 dakika içinde tepe seviyelere varır. Bazı zamanlar sadece 1-2 dakika, bazen de bir saatten daha uzun sürebilir.
Bu rahatsızlığın içinde bulunan kişiler her yerde yalnız kalacakları endişesiyle hep kendilerine bir yardımcı ararlar. Bazı hastalar uykuda da atak geçirebilirler. Panik ataklarının sıklık ve şiddeti değişkenlik gösterir. Atak sonrasında kişilerde yeni bir atak daha yaşayacaklarıyla ilgili yoğun kaygı oluşur. Kalp krizi geçirecekleri, beyninde önemli bir hastalık olduğu, felç olabilecekleri gibi korkulara kapılırlar. Aynı korkularla hastaların bir kısmı evde yalnız kalamama, kalabalık yerlere girememe gibi sorunlar yaşarlar. Bu durum kişinin mesleki ve sosyal yaşantısını ileri derecede etkileyebilir.

Kimlerde Görülür?

Panik Bozukluğu her yaşta başlayabilir. En sık 20-30 yaşlar arasında başlar, yaş ilerledikçe başlama oranı düşer. Erkeklere nazaran kadınlarda daha sık rastlanmaktadır. Yapılan araştırmalarda etnik, kültürel farklılıklar çok önemli bulunmamıştır. Şehir yaşamında, kırsal bölgelere göre daha sık görülmektedir. Ekonomik durumla bağlantısı bulunamamıştır. Eğitim düzeyiyle de panik bozukluğu arasında direkt bir ilişki saptanmamıştır. Evli insanlarda, dul ya da boşanmış insanlara göre daha az görülmektedir

Panik atak sırasında hastada düşünsel yada bedensel ne gibi belirtiler görülür?

  1. Kalp çarpıntısı. Kişi kalp ritminin devamlı yükseldiğini fark eder. Normalde insan kalbinin çarptığını hissetmediği halde bu haldeki kişiler kalplerinin atışını çok net hissedebilmektedirler,
  2. Terleme,nefesinin yetmeyeceğini hissetmek. Sanki boğulacakmış gibi bir duyguya kapılmak,
  3. Bulantı yada karında bir ağrının hissedilmesi,baş dönmesi, sersemlik hali, dengenin kaybolması,
  4. Kendini çevreden ayrı gibi hissetme, sanki bir bütünden ayrılmış yalnız kalmış bir parça gibi hissetmek, sanki kontrolünü kaybedecekmiş gibi bir korkunun başlaması,
  5. Vücudunda karıncalanmaların başlaması, uyuşmalar hissetmek,
  6. Ellerde kasılmaların olması,
  7. Enerji boşalımı hissi,
  8. Soğuk ya da sıcak basması,ürperme, titreme gibi haller,
  9. Derealizasyon (gerçek dışılık duyguları)
  10. Depersonalizasyon (Benliğinden ayrılmış olma)
  11. Ölüm korkusu,

Bunların hepsinin her vakada görülmediği bir gerçektir, fakat en az dördü, vakada gözlendiğinde panik atak teşhisine varılır. Bu belirtiler kişilerde genelde yarım saat ile bir saat içerisinde sona erer. Kişiler bu nöbetler sırasında yakınları tarafından hastanelerin acil servislerine götürülürler. Genellikle de acil servislerde yapılan bir sakinleştirici ile rahatlarlar. Bu zaman süreci içerisinde ise her türlü ölüm senaryosunu düşüncelerinde çizerler. Doktorları kendilerine panik atak teşhisi koyar da psikolojik bir tedaviden yararlanabileceğini söylerse, onlara göre doktorları kendi hastalıklarının teşhisini doğru koyamamış ya da tetkikleri eksik kalmıştır. Bir başka doktor doğru teşhisi koyabilir düşüncesiyle dostlarının tavsiye ettiği doktorları sırayla gezmeye başlarlar. Ve böylece doktor doktor dolaşırlar. Fakat sonuç hep aynıdır. Panik atak ve psikolojik tedavi .

Panik Atak Çeşitleri Nelerdir?

1. Bunlardan birincisi; nedeni kesinlikle bilinmeyen, her yerde kişiyle buluşabilen, birden ortaya çıkan nöbetlerdir.

2. İkincisi; korkulan bir durumda ya da korkulan bir objeyle karşılaşıldığında ortaya çıkanlar ki bunlara örnek kedi köpek korkuları, kapalı yerlerde bulunma, sokağa yalnız çıkmak, köprüden geçememek, gemiye sandala binmek korkuları gibidir.

3. Üçüncü türde olanlarda ise; bir olayı takiben panik atak belirtileri ortaya çıkar. Yalnız kalmak, istemediği bir işi yapmak, stresli veya zor bir durumla karşılaşmak gibi.

Panik Bozukluk Ne Zaman, Ne Gibi Olayları Takiben Başlar?

Kişinin kendi düşünceleri ile çok sıkı ilişkilidir. Bu rahatsızlığı yaşayanlar korku, evham, kaygı, endişe içeren düşünceleri sıkça düşünen ve genelde de çevrelerinden daha fazla ilgi ve alaka bekleyen kişilerdir. Devamlı bu tür belirtileri yaşayacağı beklentisi benliklerini sarmıştır. Çevrelerini de buna çok iyi inandırırlar. Temelde vakaların sevgide doyumsuzluk yaşamaları ve sevgi beklentileri içinde bulundukları onların belki de en önemli problemleridir. Genelde kendilerine karşı güvensizdirler çevrelerinden ilgi ve alaka beklerler.

Hastalığın yavaş yavaş olumsuz düşüncelerle beslenerek kuvvetlenen bir seyir grafiği vardır. Vakalar önceleri küçük çaplı evhamlar yaşamaktadır. Daha sonra, benzer durumlar öncesinde korku dolu düşünceleri yine akıllarına gelir ve bu defa yeni negatif düşünceleri de eklerler. Başkaları ile korkularını paylaşırlar, benzer örneklerin hikayelerini dinlerler. Adeta düşünce repertuarlarını zenginleştirirler. Yalnız ilk başlarda bir hastalık gibi değerlendirilmediği için gülünüp geçilirken, belirtiler kuvvetlendiğinde kaygılar başlar. Korkular öyle boyutlara varır ki kişi kendi başına dışarı çıkamaz olur. Yeri gelir evde bile yalnız kalamaz. Kapalı yerlerde duramaz, hatta banyoya girdiğinde bile kapıyı kapatamaz.

Bazı panik atak hastaları sorunlarını alkol kullanarak ortadan kaldırmaya çalıştıkları için zamanla alkol alışkanlığı geliştirirler. Bu da sonrasında gelişen ciddi tehlikelerden biridir. Sorunun çözümünde de bu sebeple alkole sığınmamak gerekir.

Tedavisi

Panik bozukluğu, erken dönemde teşhis edilip tedavi edilmediği durumlarda hastada depresyona ve alkol ya da uyuşturucu madde kullanımına yol açabilir. Tedavisi mümkündür ama sürenin biraz uzun olacağını bilmek gerekir. Psikiyatrik laboratuar çalışmalarında panik bozukluk yaşamaya başlayan kişilerin beyin kimyasının değiştiği saptanmıştır. Psikiyatristler bu sebeple, bir takım ilaçların desteği ile bunun düzeltilebileceğini söylerler. Yalnız vakaların tedavisi sadece ilaç desteği ile sağlanamaz. Mutlaka bir terapi sürecinden geçilmelidir. Ancak böylece yanlış düşünce yapıları düzeltilebilir ,çünkü tedavi bir bakıma kişilerdeki düşünce sistematiğinin düzeltilmesi demektir ki, senelerce yanlış düşünmeye alışmış bir insanın doğru düşünce sistemini benimsemesi zaman alacaktır.

Bu süreci hızlandıran yollardan biri de “telkin yönetimi” dir. Telkin yöntemiyle kişilerin kendilerine güvenleri arttırıldığı gibi, kendilerini daha iyi tanımaları sağlanır. Kişiler kendi değerlerini gördükçe de, kendilerini daha çok sever ve sorunları günden güne önemsizleşir. Çevreleriyle ilişkileri güçlenir. Sevgilerini etraflarındaki dostlarına daha çok verirler. Toplum içinde bir değerleri olduğunu, yapabilecekleri bir çok hizmetin bulunduğunu fark ederler.
Sonuç olarak bilelim ki, panik atak asla korkulmaması gereken, doğru uzmanın yardımıyla rahatça aşılan bir rahatsızlıktır.

Hep sevgiyle kalın
Uzman Psikolog
Ali Rıza TANALTAY

START TYPING AND PRESS ENTER TO SEARCH