Takıntılar

Günümüz dünyasının en önemli sıkıntılarından biridir takıntılar. Bazıları obsesyon der, bazıları OKB der. OKB , Obsessif Kompulsif Bozukluk, obsessif düşüncedeki takıntıları, kompulsif eyleme dönüşmüş olan takıntıları anlatır. Ülkemizde bu işi cin denilen varlıklara bile atfeden zihniyetler bulunmaktadır. Böyle düşünenler bir psikolog veya psikiyatriste başvurmak yerine , hocalara gidip kendilerini okutup iyileşeceklerini düşünürler ve gidenler bir arpa boyu yol alamazlar.

Takıntı, adından belli olacağı üzere insanın kafasının bir konuya takılması , onu bir türlü aşamaması ve bazı davranışları tekrarlamasıdır. Psikologların, psikiyatristlerin vak’alarının bir çoğunun sorunudur takıntılar. Kimisi ilaçla yenmeye çalışır, kimisi terapiyle. Yenilir mi? Elbette yenilir , ama önemli olan kökende yatan stres kaynağını bulmak, takıntının bilimsel temellerini düşündürmek, insanın serbest aklını doğru kullanmasını kişiye başartmaktır. Parapsikoloji konularını da içeren bazı vak’alar yine aynı benzer takıntılı düşünce ve davranışlar sergileyebilir. Fakat bu kısa yazıda amacımız çok derinlere inmek değil, sadece çozümlenebilir sıkıntılar olduğunu anlatabilmektir. Dünyada ne kadar insan yaşıyorsa her birinin kafasında oluşan takıntısı yalnız ona özel olacağından, her vak’a , özel çalışma gerektirir. Kesinlikle bilinmelidir ki tek bir klasik çözüm yoktur. Yalnız herkesin istifade edeceği genel kurallar, sevgi içinde yaşar olabilmek, hayattan keyif almak, güçlükleri kolaylaştırmak, bağışlamak, affetmek, çevremizdekileri doğru değerlendirmek, iyiliklerle dolu doğru bir yaşamı kurgulayabilmektir.

Takıntı deyince ne aklımıza geliyor? İnsanın öncelikle aklına gelenler , kendi çevresindeki insanların saplanıp kaldıkları, tekrar takrar onlarda gözlemledikleri takıntılardır. Bu elbette herkese göre değişir, kimisi sayar. Bu türden takıntısı olanların saydığı o kadar çok şey olabilir ki, kendi kendimize bunları saymaya çalışsak eminim ki hepsini sayamayız. Sayan kişilerin elbette herşeyi sayaçaklar diye bir kuralı yoktur. Kendilerine göre seçtikleri her birinde farklılıklar gösterebilir. Hatta bunlardan bazılarını matematik dehası gurubuna bile alabiliriz.

Bir başka çok görülen takıntı ise temizlik takıntısıdır . Temizlik takıntısı olanlar, ellerini uzun süre yıkıyabilir, banyoda çok uzun zaman geçirebilir, kıyafetlerini değişik yerlere göre ayırabilir, oturdukları yerleri silebilir, yanlarında daima temizlik maddeleri taşıyabilirler. Çünkü onların inancına gore , mikroplar her yerdedir ve görünmemektedirler. Onlarla mücadele etmezlerse hastalanabilirler ve hatta daha ilerisinde ölebilirler.

Bazıları da yazar, yazar, yazarlar. Tükenmez bir çaba ile sayfaları doldururlar. Yazdıkları başkalarına yararlı olur mu diye sorsanız, hiç bir işe yaramaz şeylerdir. Bazıları basmazlar. Çizgilere basmayanlar, eşiklere basmayanlar, resimlere basmayanlar, yol üzerindeki künklere basmayanlar ve daha birçok şeye, basmayanlar vardır.

Tekrar düşkünü olan takıntılı vak’alar da bulunur. Bazıları kendi söylediklerini tekrarlarlar, bazıları sizin söylediklerinizi, kimisi de yazılı olanları ve liste uzayıp gider. Genelde bir çoğumuzun çevremizde en çok şahit olduğumuz takıntı türü ise evden çıkarken onu, bunu, şunu yaptım mı, musluğu kapattım mı, elektriği kapattım mı gibilerinden takıntıları olanlardır. Kontrol etmek, elbette doğru bir davranıştır ama tekrar tekrar kontrol etmekten kendilerini bir türlü alamıyorlarsa, bu tür davranış, takıntıdır.

Bir de dokunma ihtiyacında olanlar vardır. Bir değil bir kaç kez dokunmaları gereklidir. Hepsinde genel bir kanı vardır. Ben bunları yapmazsam işlerim ters gider ya da başıma kötü şeyler gelir. Yaptıklarında ise kendilerini iyi hissederler. Hayatı kolaylaştıracağız zannederken farkında olmadan hayatlarını zorlaştırırlar ve içerisinden çıkılmaz bir hale getirirler.

Aklı kullanmak genelde pek yapmadıkları iştir. Gönül yanları kolay bir çözüm oluşturmuştur onlara: Bunu yap işin hallolsun, bunu yap başarı gelsin. İnsanın tembel yanıdır bu çözümleri bulan, çocuksu yanı. Bu gibi vak’alar kendi içlerinde genellikle bir başka kişiliğin daha olduğunu ve onun bu tekrarları onlara yaptırdığını düşünürler. Böylece sorumluluğu da üstlerinden atıverirler.

Etkilenmek bir başka öğrenme ve takıntıya saplanma sebebidir. Anne ya da babasının bu türden hareketleri yapması, çocuklar için kötü birer örnektir. Ama çocuk kafalarında bunu düşünemezler ve anne babayı taklid ederler. Zamanla onlarda da bu yanlış davranışlar takıntıya dönüşür.

Kendinizde sizi rahatsız eden, hayatınızı zorlaştıran bu tür davranışlar görüyorsanız mutlaka bir uzman psikoloğa veya psikiyatriste danışmanız gerekir.

Hep sevgiyle kalın,

Uzman Psikolog
Ali Rıza Tanaltay