Uçma Korkusu

Hayatı güzel ve rahat kılmanın yollarından en önemlisi, korkulardan arınmaktır.

Her insanın bilinçaltında değişik zamanlarda yaşadıkları sebebiyle oluşan korku kayıtları vardır. Bu kayıtlar ya yaşadığı şanssız tecrübelerden kaynaklanır, ya da öğrenilmiştir. Çocukluktan itibaren, aile büyükleri çocukları terbiye etme amacıyla, gelecekte onlara zarar verecek olan korkuların, gönüllerine yerleşmesine sebep olurlar. Bunları aslında masum davranışlar olarak görmemek gerek. İlk başlarda küçüklerin bazı çekilmez davranışlarının önüne geçer, ama sonra kalıcı izler bırakır. Örneğin çocukları “Cin gelecek, öcü gelecek” diyerek korkutan ve sindiren birçok anne ve baba vardır. Bazen kendi rahatları için yetişkinlerin kullandığı bu yersiz uyarılara daha büyükler olarak, anne anneler, baba anneler, ve dedeler de katılırlar. Böyle olunca çocuklarda gerçekliğine daha fazla bir inanç oluşur. Yanlış inanışların bir kısmı, büyüklerin çocuklara kullandıkları bu türde yanlış empozelerdir. Tertemiz, pırıl pırıl zihinlere yanlışlar böylece ekilir. Zaman içinde tekrar edile edile de büyütülür.

Bunların dışında bir de yaşanmış tecrübelerle öğrenilmiş olan yanlış korkular vardır. Bunlardan biri de “UÇMA KORKUSUDUR”. Şimdi düşünelim, uçağa hiç binmemiş, uçakta herhangi bir zorlu an yaşamamış olan bir kişi nasıl olurda uçaktan korkar. Buna sebep ona anlatılmış olan tüyler ürpertici yalan yanlış hikayelerdir. Evet! bu hikayeleri anlatanlar şayet o zorlu anları yaşadılarsa bir nebze haklı olabilirler. Fakat ölçüsüz ve hesapsız davranışları farkında olmayacakları zararlara sebep olabilir. Çünkü onlar, hiç karşılarındaki kişilerin hassasiyetlerini düşünmeden ve söyleyeceklerinin etkisini hesaba katmadan anlattıklarıyla, karşılarındaki insanları olumsuz etkileyeceklerdir. Bu etkiler genelde hiç de iyi sonuçlar vermez. Mutlaka dinleyenlerin gönüllerine korku tohumları eker.

İnsan bir düşünce varlığıdır. Gönüllere ekilmiş bu zararlı tohumlar, zaman içerisinde başka dinlenen hikayeler ile ya da kişinin aynı hikayeyi başkalarına defalarca anlatmasıyla beslenir, büyütülür ve gelişir. Peşinden bir gün gelir kişi hiç uçağa binmediği halde gönlünde muazzam bir uçak korkusu geliştirmiştir. Artık o korku onunla birlikte hayatına egemen olur.

Bazen bu korku, kişinin kendi yaşadığı bir tecrübeden de oluşabilir. Uçağa binmiş fakat yaşadığı bir türbülanstan çok etkilenmiş ya da uçakta yaşanmış olan bir tehlike durumu kişiyi hassas gönlünden vurmuştur. Herkes yaşama bağlılık içgüdüsüyle hayata sıkı sıkıya bağlıdır. Kendini ve bedenini koruma duygusu onun içinde bir emir olarak yerleşmiştir ki biz buna içgüdü diyoruz. Bu yönü fazlasıyla güçlü ve hassas kişilik yapısında olanlar bu türden tecrübelere karşı fazlasıyla hassastırlar. Yaşadıkları önemlidir ama kendi yaşam kalitelerine zarar vereceğini hiç düşünmeden bu tecrübeyi anlata anlata korkuya çevirirler.

Aslında aklını doğru kullanan bir insan için her korku gibi bu korkudan da kurtulmak mümkündür. Ama ne yazık ki insanların çoğu doğru düşünce tembelidir. Kendimizi zorlayıp bir eğitime gireceğimize, düşünmeden kaçmayı tercih ederiz. Ve sonraki zamanlarda kara yolculuğunu hep tercih eder ve hava yolunu her gündeme gelişinde tehlikeli olarak adlandırıp korkumuza biraz daha besleriz. Elbet ki bu durum bizi çok uzak mesafelere gitmeye de engel teşkil eder, seyahat özürlü olur çıkarız.

Kurtulmak mümkün değilmiş gibi düşünür, çare aramaktan bile kaçarız. Genelde bu tür korkulara sahip kişiler sadece kendi çabaları ile uçma korkularından kurtulamazlar. Çevreleri onlar için bir ümit ışığı yakar. Daha doğru düşünen, onlara yardım etmek isteyen insanlar bu kişileri adeta bir uykudan uyandırırlar. Yardım almalarının mümkün olduğunu, aslında üstesinden gelebilecekleri türden boş bir korku içinde yaşadıklarını, hayatlarını zorlaştırıp, kalitesini düşürdüklerini ve kendilerine yok yere engel koyduklarını hatırlatırlar.

Zaman içerisinde bana başvuran bu türden çok vak’am oldu. Her biri gerçeği fark eden, kurtulmayı isteyen kişilerdi. Onlarla birlikte çalışmalar yaptık, hipnotik telkin seanslarıyla onların bilinç altlarındaki korkuları kaynağından temizleyip gönüllerini rahatlattım. Bir zaman sonra uçma düşüncesinden bile kaçınan o kişiler Türkiye’den dünyanın öbür ucu Amerika’ya kadar bile uçabildiler. Tekrar bir araya geldiğimizde ise boşu boşuna onca yıl kaçındıkları korkularının ne kadar gereksiz, yersiz, anlamsız bir şey olduğunu benimle paylaştılar.

Yanlış düşünce ve korkuların her türlüsünden kurtulmak mümkündür. Yeter ki kişi gerçeği fark etmiş olsun ve yardım alma çabasına girişsin. İşte o zaman kendisi için en güzel adımlardan birini atmış demektir.

Hep sevgiyle kalın…

Uzman Psikolog

Ali Rıza Tanaltay

START TYPING AND PRESS ENTER TO SEARCH