tek- cocuk

Ailede Tek Çocuk

Bazı aileler bir çocuktan fazla çocuk sahibi olmak istemeyebilirler. Bu bazen, bilinçli bir aile planlaması sonucu, bazen sağlık durumlarının elverişsizliği ya da ekonomik sebeplerden dolayı oluşur.

“Tek çocuklu” ailelerin genelde sosyo-ekonomik koşulları üst düzeyde olan aileler oldukları, özellikle ülkemizde sosyo-ekonomik koşulların bozulmasıyla çocuk sayısının arttığı da bir gerçektir.

Tek çocuğun beslenme, giyim ve eğitimi ana-baba açısından daha kolaydır. Çok çocuğa oranla daha iyi yaşam ve eğitim imkanlarına sahiptir. Okul öncesi dönemde aileye bağımlı olan tek çocuk, bunu okul yaşamında da sürdürmek ister. Hep yardıma alışan çocuğun, kendine olan güveni kalmayabilir ve tek başına başaramayacağı endişesine kapılabilir. Tek çocuk, derin ve gizemli bir güvensizlik duygusuna sahiptir. Kendisini güçsüz hisseder, ya hayallerinde kahraman olur, ya da dışarıya güçlü bir imaj vermeye çalışır. Bu tip çocuklar ergenlik dönemini de zorlu geçirebilmektedirler.

Tek çocukla çok fazla ilgilenilir, şımartılır, gereken süreden önce olgunlaşması beklenir. Bu çocuklara çevresiyle yakın ilişkiler kurma fırsatı verilmemiştir. Ancak çocukları dış dünya ile ilişkiye sokacak olan arkadaşlarıdır. Arkadaş ilişkilerinde, çocuk farklı değerler, farklı ihtiyaçlar tanır.

Ana-baba, tüm ilgilerini çocuk üzerinde toplarlarsa, böyle bir ortamda büyüyen çocuk, en ufak bir ilgi eksikliğiyle karşılaştığında sorun çıkarır. Tek çocuk kolaylıkla şımarık ve inatçı bir çocuk haline gelebilir. Kendisine gösterilen özenden hoşnut olmayabilir, bununla beraber yakınlarının ilgisini çekmeye de çalışabilir. Sabırsızlık ve hükmetme, tek çocuğu karakterize edebilir. Her zaman ön planda olma isteği çocuğu bu tür davranışlara yöneltebilir.

Ailede tek çocuk olması ve ikinci bir çocuk imkanının olmaması halinde ana-babanın tutumu nasıl olmalıdır?

Tek çocuk, her zaman yanlış bir eğitim biçimiyle yetişmez. Bu durum büyük ölçüde yetişkinlerin çocuğa olan tutumuna bağlıdır. Farklı ortamlarda çocukla olan ilişkilere dikkat etmek gerekir. Ebeveyn, her şeyden önce, dengeli ve sakin olmalıdır. Bazen anne ve babalar hoşgörülü ve sabırlı mı, yoksa kızgın ve otoriter mi davranacaklarını bilemezler. Davranışlardaki kaygı ve tereddüt, hatayı daha da büyütür. Çocukta aksayan bir yön için, öncelikle eğiticiler kendi istek ve davranışlarını gözden geçirmeli, böylelikle başka suçlu aramak yerine, kendi hatalarını görebilmelidir. Bu amaçla gerekirse çocuk için ortam değiştirilebilmelidir.

Güven eksikliğinden kaçınmak dikkat edilmesi gereken önemli bir noktadır. Ebeveynin çocuğuna gösterdiği sevgi ne aşırı, ne de eksik olmalıdır. Ebeveyn, isteklerini çocuğun gelişim basamaklarına göre ayarlamalıdır. Aşırı sevgi göstermekten vazgeçmek hiçbir zaman çocuğu tek başına bırakmak anlamına gelmez.

Düzenli, sevgi dolu bir aile ortamı, çocuğun iç dünyasına etki eder. İleride ona direnç sağlar.

İlk yılların eğitimine dikkat edin. Bu yıllar ilk alışkanlıkların kazanıldığı evredir. Çocukla belirli bir ölçü içinde birlikte olunmalıdır. Tek çocuğa aşırı sevgi göstermekten kaçınınız. Çocuğunuzu toplum içinde diğer insanlarla ilişki kurmasına olanak yaratınız. Çocuğun arkadaş edinmesi, kendini tanımasını ve sorumluluk duygusu kazanmasını sağlar.

Özgürlük, çocuğa sorumluluk ve özgüven verir. Tek çocukta, özgürlük ve istediğini yapma düşüncesi genelde karışır. Çocuğu belirli bir yaşam çerçevesi için davranış motiflerini öğretirken, özgürlüğü hissettirilmeli, bazı davranışların yapılmaması gerektiği belirtilmelidir. Ana-babanın endişeli tepkileri çocuğun özgürlüğünü engeller. Özgür ortamda yetişen, sorumluluk ve özgüvene sahip çocuk, özgürlüğün istediğini yapmak olmadığını bilir.

İyi bir eğitim ve doğru yaklaşımlarla tek çocuklarda görülen dezavantajlar her zaman için avantaja çevrilebilir.

Pedagog Sibel TONGA